Tel: 0282 653 17 27

Facebook Sayfamız

Bağımlı Kişilik Bozukluğu

Bağımlı kişilik bozukluğu olan kişiler başkalarına aşırı güvenme, dayanma ve teslimiyetçi bir davranış sergilerler. Bu kişilerin teslimiyetçi ve bağımlı olmalarının sebebi, başkalarının yardımı olmadan hiçbir şey yapamayacaklarına inanmalarıdır.  Yalnız kalamazlar. Bu kişilerde, depresyon, alkol veya madde kullanımı riski yüksektir, çünkü bağımlı oldukları kişi/kişiler hayatlarından çıktığında ya da bu kişiler eleştirel yaklaştıklarında tamamen reddedilmiş gibi hissettiklerinden boşluğa düşerler.
Birilerine bağımlı olmaya eğilimli olduklarından ve bağımlı oldukları kişi ile olan ilişkisinde en önemli faktör o kişinin kendisini bırakmaması olduğundan fiziksel, duygusal ve cinsel istismara maruz kalma  riskleri çok fazladır. Bağımlı olduğu kşi tarafından terk edilmemek için her türlü acıya, aşağılanmaya katlanırlar. Kendilerine olan öz güvenleri düşük olduğundan bunu karşısındaki kişininki ile telafi etmeye çalışırlar. Bütün bunlardan dolayı her çeşit tavizi verebilirler. Bu kişiler bağımsız çalışacakları iş ortamlarında rahatsızlık yaşarlar ve başarısız olurlar. Sorumluluklardan kaçınırlar, ciddi karar vermeleri gereken durumlarda aşırı endişeli olurlar.

Bağımlı kişilik bozukluğu ve bağımlı kişilik özellikleri olan kişilerdeki belirgin durumlar şunlardır:

Karar vermekte zorlanma: Başkalarının yardımı olmadan kararlar alamazlar. Birçok durum için olduğu gibi basit kararları bile başkalarına danışmadan vermekte zorlanırlar. Yanlış şeyler yapacaklarına ve hatalı davranacaklarına inanırlar ve bu yüzden kötü davranılacaklarını ve cezalandırılacaklarını düşünebilirler.

Kendini ifade edememe: Özellikle başkaları ile anlaşamadıkları hususlar olduğunda bunu ifade etmekte zorlanırlar; ya bir şey söyleyemezler ya da ezile büzüle söylerler. Ne istediklerini, neyi sorun gördüklerini ifade edemediklerinden kişiler arası ilişkilerde sorunlarına çözüm bulamazlar. Bu yüzden kötüye kullanılmaya açık hale gelirler.

“Hayır” diyememe: İstemedikleri doğrultuda kendilerinden bir şey istendiğinde ya da zorlanıldıklarında karşı koyamazlar, “hayır, yapmak istemiyorum” diyemezler. Bağımlılık aşırıysa, “hayır” demeyi akıllarından bile geçirmeyebilirler. Karşıdaki ne istiyorsa o doğrudur. Bariz bir haksızlık olduğu durumlarda söyleneni yapsalar dahi içten içe öfke yaşarlar ama bunu gösteremezler ya da bu öfkenin farkına bile varamayabilirler.

Güven eksikliği: Kendilerine güvenmediklerinden ve kendilerini yetersiz gördüklerinden aktiviteleri veya sohbetleri başlatan taraf olmazlar. Kendi fikirleri olduğunda ya susarlar ya da “bende aynı şekilde düşünüyorum” gibi söylemlerle itaat eden bir yaklaşım içinde olurlar. Dinlerken de aktif bir şekilde dinleyemezler; kendilerine güvenleri düşük olduğundan, söylenenleri anlamak değerlendirmek ve bir katkıda bulunmak gibi bir niyetleri olmaz. Öylesine dinlerler ve kendilerini konuşulanlar ve konuşanlar karşısında yetersiz ve aciz hissederler.

Yalnız kalamazlar: Yalnız iken çaresiz ve sıkıntılı olurlar. Ne yapacaklarını bilemezler ve rutin yapmaları gereken işleri yaparlar. Kafalarından sürekli bir an önce eşini arama, onun gelmesi, arkadaşıyla buluşma gibi düşünceler geçer. Dışarıdan arkadaş canlısı ya da eşine çok bağlı biri gibi değerlendirilebilirler ancak alttaki motivasyon yalnız kalmanın verdiği kötü hissetme halinden kurtulmaktır.

Bir ilişki bittiğinde hemen diğerini arama: Bağımlı kişilik özelliğine sahip kişiler yakınlık kurdukları insanlarla ilişkileri bittiğinde bu duruma tahammül edemezler. Yakın arkadaşlar ve özellikle de duygusal ilişki yaşanan kişilerde bu tahammülsüzlük çok daha şiddetli olur. Terk edilmeye ve reddedilmeye ve ayrılığa aşırı hassasiyetleri olduğundan, bunun sıkıntısını yaşarlar ve aynı zamanda şiddetli bir boşluk duygusu hissederler. Bu yoğun hisler çok rahatsız edici olduğundan bir an önce başka birini bulmak için harekete geçerler ve birine bağlanmaya yoğun ihtiyaç duyarlar. Bu durum, onları bağlanacakları kişinin duygusal istismarına açık hale getirir.

Terk edilme korkusu üzerine sürekli düşünme: Aşırı bağımlı olduğu kişi ile ilişki sürerken aşırı tedirgindirler ve günün büyük çoğunluğunda terk edilecekleri ile ilgili düşüncelerle boğuşurlar. Terk edilme korkusunun yoğunluğu, bağımlı oldukları kişinin söz, davranış ve tutumlarını sürekli gözlemelerine ve bir olumsuzluk aramalarına neden olur. Bunu yaptıklarında, gerçek ya da değil mutlaka bir olumsuzluk bulurlar, kendileri ile ilgili olmayan hal ve tavırları kendilerine yontarlar. Bu süreç kısır döngüsel bir biçimde terk edilme korkusunu sürekli canlı tutar.