Tel: 0282 653 17 27

Facebook Sayfamız

SOMATOFORM BOZUKLUKLARI

Bu hastalıkların temel özelliği, fiziksel ve bedensel yakınmaların bulunmasıdır. Başka deyişle, kişi, ruhsal sorunlarını bedensel belirtilerle göstermektedir. Ancak, bu fiziksel ve bedensel yakınmalarda herhangi bir organik bulgu gösterilemez. Bulguları açıklayacak bilinen bir fizyolojik mekanizma söz konusu değildir. Bu hastalıkları açıklamada, fizyolojik etkenler ve bilinçdışı çatışmaların birlikte etken olduğu kabul edilir. Bu hastalık grubunun 5 kategorisi vardır:

SOMATİZASYON BOZUKLUĞU

Hastanın ortaya koyduğu bedensel yakınmalar, bir organ sistemiyle sınırlı değildir. Bedenin her noktası ile ilgili ve birden çok yakınmalar görülür. Bu yakınmalar, belli bir bedensel hastalığın neden olduğu yakınmalar değildir. Toplumsal, mesleki ya da işlevselliğin önemli diğer alanlarında bozulmalar ortaya çıkar. Her türlü birden çok organ ağrıları, bulantı, kusma, birçok yiyeceğin dokunması, ishal gibi mide-barsak sistemi yakınmaları, cinsel işlevlerde bozukluk vb. gibi çeşitli yakınmalar sergilerler.

Somatik kişilerin en önemli özelliklerinden biri de birçok hekime gitmeleri, farklı farklı tanılar almaları ve farklı tedaviler görmeleridir. Fakat bu tedaviler yakınmalarını durdurmaz. Bu sebeple de somatizasyon bozukluğu olduğu tespit edilemediğinde, birçok farklı ilaç kullanımından kaynaklanan yan etkilerden sıkıntı yaşayabilirler.

 

Kadınlarda daha çok görülür; kadınların % 1-2’sini etkiler. Düşük eğitimli kişilerde ve düşük sosyoekonomik gruplarda daha yaygındır. Genellikle ergenlikte ve genç erişkinlikte ortaya çıkar. Bu hastaların aile öyküsünde benzer hastalığı olan kişiler saptanır.

 

Başkalarına karşı duyulan öfkenin represyonu (bastırma); öfkesini kişinin kendisine yöneltmesi söz konusudur. Dinamik psikiyatri açısından belirtiler böyle açıklanabilmektedir. Güçlü süperegolu, cezalandırıcı kişilik örgütlenmesi söz konusudur. Özsaygı düşüklüğü yaygındır. Hasta rolünü benimseyen ebeveyne benzemeye çalışma söz konusudur. Dinamik açıdan depresyona benzerlik vardır. Beden yakınmaları ile ifade edilen arzu veya dürtü represe edilmektedir. Süperego çatışmaları, kısmen belirtilerle ifade edilir. Anksiyete, özel semptomlarına çevrilmiştir.

 

Ara sıra gerilemeler olmakla birlikte kronik seyirlidir. Yakınmaların şiddeti zaman zaman azalabilir. Bedensel yakınmalar nedeniyle sürekli hekime başvurduklarından, gereksiz yere ameliyat olabilirler; yineleyici tıbbi incelemeler, gereksiz ilaç kullanımı sık görülür. Bu tür uygulamalar, hastalığın iyice yerleşmesine yol açar.

DSM-IV’e göre psikosomatik hastalık tanısı konabilmesi için aşağıdaki kriterler bulunmalıdır;

En az dört ayrı ağrı olması (baş ağrısı, karın ağrısı, kollarda bacak, sırt ağrısı…)

  • İki sindirim sistemi şikâyeti (bulantı, şişkinlik, gebelik dışında kusma, ishal, yiyeceklerin dokunması…)
  • Bir cinsel fonksiyon ya da genital sistem belirtisi (adet düzensizliği, erkekte iktidarsızlık, kadında ve erkekte cinsel isteksizlik…)
  • Bir nörolojik belirti (denge bozukluğu, bölgesel felç veya güç azalması, yutma güçlüğü, çift görme, sağırlık, bilinç yitimi…)
  • Tıbbi muayene, laboratuar incelemeleri ve görüntüleme yöntemleri sonucunda saptanan bu şikâyetleri açıklayacak organik bir bozukluğun olmaması,
  • Kişinin alkol, uyuşturucu ya da başka bir madde bağımlısı olmaması,

Psikiyatrik incelemeye olan güvensiz ve şüpheci yaklaşım, stres, psikosomatik hastalıkların başlıca etkenlerinden biridir. Stres, vücudun birçok fonksiyonunun bozulmasına ve düzgün işleyememesine sebebiyet verir.

Psikosomatik hastalıkları en sık tetikleyen durum ise kayıplar ve ayrılıklardır.

KONVERSİYON BOZUKLUĞU

Bir veya birden çok nörolojik ya da duyusal belirti ortaya çıkar. Bu semptomlar, psikolojik çatışma veya ihtiyaçlarla bağlantılıdır ve belirtiler, hiçbir şekilde fiziksel veya nörolojik kaynaklı değildir. Felç, denge bozukluğu, yutma güçlüğü, kusma, afoni (ses çıkaramama) gibi motor belirtiler görüler. Bunlar, mesela felç belirtileri gerçek nörolojik bir rahatsızlık değildir. Sara benzeri bayılma nöbetleri sık görülür. Bilinçsizlik halleri ve körlük, sağırlık, koku almama, hissizlik, çift görme gibi aslında gerçek bedensel hastalık olmayan duyusal bozukluk ve değişmeler ortaya çıkar. Bu belirtiler kişinin günlük yaşamında, iş yaşamında engeller oluşturur.

 

Kadın ve erkeklerde görülme oranı ikiye birdir. Bu bozukluğu gösteren kişinin ailesinde daha sık görülür. Düşük sosyoekonomik gruplarda ve düşük eğitimlilerde daha yaygındır.

Hastalık, tekrarlayıcı olmaya eğilim gösterir. Arada hastalıksız dönemler bulunur.

Hipokrat, bu hastalığı tanımlamış, “histeri” adını vermiştir. Bu adlandırma, yanlış çağrışımlara yol açtığından yakın zamanlarda terkedilmiştir.

AĞRI BOZUKLUĞU

Bedensel bir hastalık olmamasına rağmen, hasta sürekli ve şiddetli ağrılarından yakınır; öyle ki ağrılar klinik açıdan değerlendirmeyi gerektirecek ölçüde şiddetlidir. Stres ve çatışma, ağrının başlaması ve alevlenmesi ile yakından bağlantılıdır. Ağrılar, anestezi (dokunma ve ağrı hissinin olmaması) ve parestezi (karıncalanma gibi hisler) gibi semptomlarla birlikte olabilir. Depresyon belirtileri de sıklıkla ağrıya eşlik eder.

 

Herhangi bir yaşta, genellikle 30-40’lı yaşlarda ortaya çıkar ve kadınlarda daha çok görülür. Birinci dereceden akrabalarda depresyon, alkolizm ve ağrı bozukluğunun daha yüksek görüldüğü bildirilmiştir.

 

Ağrı yakınmaları olan hasta, bir şekilde çevresi tarafından ödüllendirildiğinde ağrı davranışları güçlenir. Çevresi, hastaya, rahatsızlığı nedeniyle daha itinalı davrandığında, ağrı belirtileri yoğunlaşabilir. Böylelikle hasta, istemediği davranışlardan kurtulmuş olur. Hasta, ağrılarıyla çevreyi etkiler ve bundan bir kazanç sağlar. Söz gelimi, bozulma noktasına gelmiş bir evlilik sağlamlaştırılabilir. Burada hasta, bir ruhsal iç çatışmasını, bedeni vasıtasıyla sembolik olarak ifade ediyor olabilir. Hastalar, bilinçdışı olarak ruhsal belirti göstermeyi güçsüzlük olarak görüp onu bedene yerleştirebilir. Ağrı, sevgi elde etmenin bir yöntemi olabilir ya da bir ceza olarak kullanılabilir.

HİPOKONDRİASİS

Bu hastalarda, hastalanma korkusu ya da aslında olmadığı halde ciddi bir hastalığı olduğu inancı vardır. Kişinin beden semptomlarını yanlış yorumlaması söz konusudur. Herhangi bir organ ya da işlevsel sistem etkilenebilir. Mide-barsak, kalp-damar sistemleri ile ilgili olanlar, en sık olarak görülenlerdir. Hastalar, bir hastalık ya da organlarında kötü işleyiş olduğuna inanırlar. Muayenede bir bedensel hastalık bulunmaması ve laboratuvar testlerinin normal çıkması, kısa süre için hastaya bir güven sağlasa da belirtiler tekrar geri döner. Hastalık inançları sanrı düzeyinde değildir. Günlük dilimizde bu kişilere “hastalık hastası” denilir. Kalp uzmanına gider; kalp elektrosu ve muayene normal çıkar. Sonra aynı uzmana ya da başka uzmana. Bir çanta dolusu tıbbi evrakla dolaşır durur. Doğaldır ki hastanın toplumsal, mesleki, kişisel işlevlerinde önemli bozulma olur.

Kadın-erkek oranı eşittir. Her yaşta ortaya çıkabilir, ancak erkeklerde 30’lu, kadınlarda 40’lı yaşlarda en fazla görülür. Tek yumurta ikizlerinde ve birinci dereceden akrabalarda daha sık görülür.

 

Bu hastalar, bedenle ilgili işlevlere ve duyumlara doğuştan aşırı duyarlılığa sahip olabilirler. Aynı zamanda, düşük ağrı eşiğine ya da fiziksel rahatsızlıklara karşı düşük dirence sahiptirler. Başkalarına karşı olan saldırganlık dürtüleri, belirli bir beden bölümü ile kendine yönelmiştir. Ağrı duyulan organ, önemli sembolik bir anlama sahip olabilir. Başkalarına duyulan öfkenin represyonu (bastırma), fiziksel yakınmalara duyulan öfkenin deplasmanı (yer değiştirmesi) söz konusudur. Ağrı ve acı, kabul edilemez dürtüler için, bir ceza olarak kullanılır.

 

Arada iyileşmelerle seyretmekle birlikte kronik gidişli bir hastalıktır. Alevlenmeler, genellikle saptanabilir bir yaşam stresi ile bağlantılıdır. Eğer başka bir bedensel hastalık eklenirse daha ağır seyreder.

BEDEN DİSMORFİK BOZUKLUĞU

Bedenin tümü ya da bir bölümünün görünümünde bir kusur olduğuna inanırlar. Bazen, bedenin bir bölümünde hafif bir kusur bulunabilir fakat bu kusurla uğraşmaları gerçek kusurla bağlantılı değildir.

Hastanın yakındığı küçük kusurlar için, buruşukluklar, saç dökülmesi, kadınlar için küçük göğüsler ya da erkekler için küçük penis, yaşlılıkta ciltte çıkan benekler örnek gösterilebilir.

Eğer hafif bir fiziksel kusur varsa, kişinin bu kusura ilgisi çok abartılıdır. Ancak bu inanç “sanrısal bozukluk, somatik tip”teki gibi sanrı düzeyinde değildir. Hasta, mevcut bedensel kusurunun boyutunu abartıyor olduğu olasılığını kabul edebilir ya da hiç kusuru olmadığını tartışma konusu yapabilir. Ergenlikten erken erişkinliğe kadar uzanan bir yaşta ortaya çıkabilir. Kadın-erkek farkı göstermez.