Tel: 0282 653 17 27

Facebook Sayfamız

Korkular

Kapalı Yer Korkusu
Birçok kişi tarafından tehlikeli olmayan bir durumun kişi tarafından tehlikeli olarak algılanması ve kişinin korku tepkisi göstermesidir. Kişi korkusunun mantıksız olduğunu kabul eder ancak kaygısı devam eder. Kişi korktuğu nesne veya durumdan kaçtığında kaygının azaldığını belirtir.
Kapalı Yer Korkusu (Agorafobi) Belirtileri Nelerdir?

  • Kişinin tanımadığı/bilmediği bir ortama girmekten korku duyması.
  • Açık alanlardan, seyahat etmekten, kalabalık ortamlardan kaçınması.
  • Bu ortamlarda panik atak yaşaması.
  • Kaçmanın olanaklı olmadığı kalabalık ve kapalı yerlerin dehşet verici olarak algılanması.

Kapalı Yer Korkusu (Agorafobi) Sıklık ve Yaygınlığı Nedir?
Türkiye Ruh Sağlığı Profili çalışmasında 12 aylık izlem çalışmasında, agorafobi yaygınlığı kadınlarda %0.9, erkeklerde %0.3, tüm nüfusta %0.6 olarak verilmektedir.

Kapalı Yer Korkusu (Agorafobi) Başlangıç Yaşı nedir?
Başlama yaşı yirmili yıllardır. 18 yaşından önce, 40 yaşından sonra başlaması nadirdir.

Yükseklik Korkusu (Akrofobi) Nedir?
Yükseklik korkusu (Akrofobi), yüksek yerlerden korkma olarak tanımlanır. Sıklıkla uçma korkusu (aerofobi) ile karıştırılsa da, akrofobi çok daha genel bir korkudur.

Fobinin derecesine bağlı olarak, akrofobik bir kişi bir binanın yüksek katlarında olmaktan merdiven tırmanmaya kadar yükseklikle ilgili birçok şeyden korkabilir.

Yükseklik Korkusunun (Akrofobinin) Belirtileri

Yükseklik korkusu (Akrofobi) bazen baş dönmesiyle karıştırılabilir. Çünkü akrofobinin kişide yarattığı his baş dönmesi şeklinde olabilir. Ancak yükseklik korkusunda yaşanan durum baş dönmesinden daha farklıdır. Kişi yükseğe çıktığında öncelikle paniklemeye başlar ve etrafında tutunabileceği bir şeyler arar. Kendi denge duygusuna güvenmez.
Böyle bir durumda kişi genellikle acilen aşağı inmeye çalışır, dört ayağı üzerinde emeklemeye başlar ya da diz üstü çöker.
Genel olarak duygusal ve fiziksel tepkiler diğer fobilerdeki gibidir. Titreme, aşırı terleme, kalp çarpıntıları, ağlama ve bağırma en sık görülen reaksiyonlardır. Kişi dehşete kapılır, hareket edemez ve sağlıklı düşünemez.
Yükseklik korkusu kişinin hayatını ve aktivitelerini oldukça kısıtlayabilir.

Akrofobik birey, yüksek bir yerde kalmamak için bilmediği bir mekana gitmeyi tercih etmez, merdiven çıkmaz hatta üst katta oturan arkadaşlarının evlerini bile ziyaret etmez.
Yükseklik Korkusunun (Akrofobinin) Sebepleri
Araştırmalar insanların genelde yükseklikten tedirgin olmalarının normal bir durum olduğunu göstermektedir.

1960’larda yapılan bir deneyde, emekleyen bebeklerin anneleri çağırmasına rağmen yüksekte bulunan bir cam paneli geçmeyi reddettikleri görülmüştür.

Bu nedenle akrofobinin evrimsel hayatta kalma mekanizmasının kısmen yerleşmiş bir parçası olduğu düşünülmektedir. Normal bir korku tepkisinin, aşırı reaksiyona dönüşmüş hali olarak kabul edilir.

Ayrıca birçok uzman, akrofobinin önceden yaşanmış kötü bir düşme ya da ebeveynlerin yükseklik karşısında gösterdiği aşırı tepkiler sonucu öğrenilmiş bir davranış olduğunu düşünmektedir.

Uçuş Korkusu
Kim Korkar Uçmaktan!
Korku insanda bir dereceye kadar var olması gereken bir duygudur. Bizi bazı tehlikelerden korur. Ancak bazı korkular şiddetli olabilir ve hayatımızı kısıtlayabilir. Bunlardan biri de uçuş korkusudur. Özellikle sık seyahat etmesi gereken iş adamları, bilim adamları için çok kısıtlayıcıdır. Bu yüzden iş görüşmelerine gidemeyen, çok kazançlı işleri kaybetmek zorunda kalan yüzlerce iş adamı vardır. İş adamlarının haricinde dünyayı gezmek, dolaşmak isteyen ama sırf uçak korkusundan gidemeyen bireyler de vardır. Yaşam kalitesini azaltan bir korkudur uçuş korkusu.
Uçuş Korkusunda Neler Yaşanır?

Kişilerde uçuş korkusuna, kendilerinin de hatırlamadıkları olumsuz çocukluk yaşantıları ve travmaları sebep olabilmektedir. Eğer biyolojik bir yatkınlık da varsa bu olayların yarattığı şartlanmalar kişiyi uçuş fobisine götürür. Uçağa binildiği zaman çarpıntı, titreme, soğuk terleme, nefes almada zorluk, kaslarda gerginlik, baş dönmesi, mide bulantısı gibi korku belirtileri başlar. Bunlar aşırı adrenalin salgılamasından kaynaklanır. Kişide “Ya uçakta kalp krizi geçirirsem?, “Ya bir şey olur da müdahale edilemezse?”, “Ya düşersek?” gibi kaygı düşünceleri belirir. Kişi ya bu sıkıntıya katlanıp uçuşa devam eder, ya uçaktan iner ya da bir daha uçağa binmez.

Tedavide Neler Yapılabiliyor?

Uçuşun Sanıldığı Kadar Tehlikeli Olmadığını Bilmek Gerekir 
Sivil Havacılığın gelişmeye başladığı yıllarda gerek teknik yetersizlikler gerekse uçuş prosedürlerinin geliştirilememiş olması istenmeyen kazalara sebep olmuş ve insanların zihinlerinde uçakla yolculuğun çok riskli olduğu gibi bir şartlanma meydana gelmiştir. Halbuki bir kişinin yolda yürürken başına kiremit düşüp ölme ihtimali uçakla seyahat ederken ölme ihtimalinden çok daha yüksektir. İstatistikler de bunu desteklemektedir:
Uçuşla ölme riski dört buçuk milyonda bir, trenle seksen binde bir, otoyolda on dört binde bir, yürürken iki buçuk milyonda bir. Gördüğünüz gibi en düşük ölüm oranı uçakla seyahattedir.

Uçuşla ilgili yanlış inanışlardan biri de her uçak kazasının mutlak ölümle sonuçlanmasıdır. Uçak kazalarının %25’inde hiçbir can kaybı yaşanmamıştır. Kazaların %60’ındaysa yolcuların büyük bir kısmı hayatta kalmıştır.

Uçakların Donanımı Son Derece Geliştirilmiştir 
Son yıllarda üretilen uçaklar, pilotun problemli durumları görmemesini neredeyse imkânsız hale getirmiştir. Her türlü acil durumlarda riski en aza indirecek şekilde dizayn edilmiş ve donatılmışlardır.

Pilotlar Son Derece Tecrübeli 
Sivil Havacılık Otoriteleri pilot eğitiminde, her havacılık şirketinin uymakla mükellef olduğu bir eğitim programı oluşturmuştur. Ayrıca uçuş süresince yapılacak işlemlerin hepsini standart kurallara bağlamıştır. Bütün pilotlar ve kabin memurları bu standartlara uygun hareket etmek zorundadır. Pilot eğitiminin mükemmel ve uçuş ekibinin deneyimli olması uçaklardaki teknolojik gelişime eklenince kaza riski çok daha aşağılara inmektedir.

Tek Seansta Korkusundan Kurtulanlar Var 
Korkuya sebep olan olumsuz şartlanmaları tespit edip gidermeye yönelik terapi programları uygulanır. EMDR gibi yöntemler, bilinçdışında yüklü olan olumsuz yaşantıların tespit edilmesi ve bu yaşantılara karşı duyarsızlaştırılması konusunda son derece etkindir. EFT gibi uçuşa özel stres yönetimi çalışmaları bazen bir seanslık bir uygulamadan sonra bile düzelmeyi sağlayabilmektedir.
Fobiler kaygı (anksiyete) bozuklukları sınıflandırılması altında yer alır. Ancak korkulan şeyler o kadar çeşitlilik gösterir ki yüzlerce korku türü vardır diyebiliriz. Aşağıda, en çok rastladığımız fobilerle ilgili kısa bilgiler verilmiştir.

Böcek Fobisi
Fobiler en yaygın psikolojik rahatsızlıklar arasında iken böcek fobileri de fobiler arasında en çok görülen korkulardan biridir. Kişiler böcek korkularından dolayı kendilerini evlerine bile hapsedebilmektedirler.
Böcek fobileri yaşamın herhangi bir döneminde herhangi bir böcek türüyle yaşanan bir travmadan dolayı ortaya çıkabilmektedir. Örneğin, arı sokmasına alerjisi olan birini arı sokmuşsa ve kişi bundan çok etkilenmişse, bu kişi tüm böceklere karşı korku geliştirebilir. Böcek fobisinin ebeveynlerden öğrenilmesi çok rastlanılan bir durumdur. Kişi küçükken anne babasının böceklere yaklaşımı, çocuğun da aynı tarzda yaklaşımına sebep olabilmektedir.
Böcek fobisine sebebiyet veren bu nedenler dışında ailesinde bu tür bir korku olmayan ancak geçmişinde travma yaşamış kişilerde de bu fobinin ortaya çıkması mümkündür. Yaşanmış travmatik olay ya da olayların böcekler dışında herhangi bir durumla da ilgili olabildiği ve kaygı fazlalığının bu fobide kendini ifade ettiği durumlarla da karşılaşmaktayız.

Dişçi Korkusu
Korkulan bir nesneye maruz bırakılmak kişide kaygı ve endişe düzeyini yükseltir, strese yol açar ve yaşamında birçok alana yansıyabilir. Dişçi korkusu olan kimseler ya sürekli dişleri ve dişçileri ile ilgili düşünürler veya bu tip konuları düşünmekten aşırı düzeyde kaçınırlar.
Yapılan araştırmalara göre, dişçi korkusu olan kimselerin %20’sinin aynı zamanda başka bir psikiyatrik rahatsızlığının olduğu saptanmıştır. Bu psikiyatrik rahatsızlıklar; yaygın kaygı bozukluğuagorafobi (kapalı yer korkusu: kişinin endişe duyup kaçamayacağı bir yerde bulunması), depresyon ve emetofobi (kişinin istifra etmekten korkması)’dır.
Ayrıca, yapılan diğer araştırmalara göre bazı kişilerde dişçi fobisinin gelişmesinin sebebi  deneyimsiz dişçilere gitmiş olmaları ve olumsuz deneyimler yaşamış olmalarıdır.
Geçmişinde diş dışında başka bir nedenden dolayı yoğun ağrı ve acı yaşamış kişilerde de bu korkunun ortaya çıkabildiği görülmektedir.

İğne (Aşı) Fobisi
İğne fobisi, toplumun %10’unu etkileyen, korku sebebiyle sağlık koşulların ihmaline sebebiyet veren tıbbi bir durum olarak açıklanır. Bazı kişilerde, iğne korkusu olan kişilerin vücutlarının ilk iğne olduklarında verdiği tepki ile bu korkunun gelişmiş olduğu görülmektedir.
Vücudun iğneye verdiği tepkilerden biri de vasovagal refleks tepkisidir. Kişi, iğne yapılırken aşırı korkudan dolayı vücudunda kan basıncı artarak ve bilinç kaybına neden olabilir. Bu tür bir deneyimi yaşayan kişi gelecek zamanlarda iğne olmayı tamamen reddedebilir.
İğne fobisi çocuklar arasında çok yaygın bir korku türüdür. Bu fobinin en büyük nedenlerinden biri de iğnenin can yakıcı olması ve ailelerin her türlü istenmeyen davranışta çocuğu iğne ile korkutmalarıdır. İğne korkusu olan arkadaşlarının korkularına tanık olmak da bu korkunun gelişmesine neden olabilmektedir. Bazı çocuklar bu fobilerini ileride yenerken bazıları yetişkin olduklarında dahi iğneden aşırı derecede kaçınırlar. Ayrıca bazı kişilerde acıya karşı aşırı hassasiyet durumu gözlenebilir. Ağrı/acı eşiği düşük olan kişilerde iğne fobisinin gelişme olasılığı daha yüksektir.

Yılan ve Sürüngen Korkusu
Sürüngenlerden korkma evrimsel bir fobi olarak görülmektedir. Atalarımız da tehlikeli ve zehirli hayvanları bir tehdit unsuru olarak görmüş, onlardan kaçmış ve yok etme eğilimi göstermişlerdir.
Diğer fobi türleri gibi sürüngenlerden korkmanın da geçmişte bu türlerle yaşanılan tatsız deneyimler olabildiğini görürüz. Örneğin, zamanında bir yılan tarafından ısırılmış ve ölümden dönmüş bir kişi bir daha hayatı boyunca bir sürüngenin resmini dahi görmeye tahammül edemeyebilir. Bunun yanı sıra, sürüngen fobisi diğer fobiler gibi öğrenilerek de oluşabilir. Ailesinde bu tür fobiye sahip bir kimsenin, sürüngenlerden kaçırılarak ve korkutularak büyütülme olasılığı yüksek olduğundan çocuk korkmayı öğrenir ve büyük olasılıkla bu korku ileriki yaşlara da sirayet eder.

Kedi ve Köpek Korkusu 
Kedi ve köpek korkusu çocuklar arasında çok yaygın bir korku türüdür. Çocuklar kedi ve köpeklere ilk önce sevgi ile yaklaşırlar fakat bu hayvanlar doğaları gereği bir yabancı ile karşılaşmanın sonucunda çocuğu korkutacak ve ona olumsuz gelebilecek davranışlar sergileyebilirler. İlk yakınlaşmasında böyle bir durum deneyimleyen çocuk bir sonraki adımında daha tedbirli davranabilir veya kedi ve köpeklerden tamamen kaçma eğilimine girebilir.
Çocukluk döneminde yaşanmış çeşitli travmatik olayların, kedi ve köpekle ilgileri olmadıkları halde bu tür fobilerin gelişmesinde neden olduğunu görebilmekteyiz. Kaygı birikimi kişide kedi ya da köpekten korkmaya kayabilmektedir. Kedi ve köpekler çok karşılaştığımız hayvanlar olduğundan, sürekli bu hayvanların varlığını gözleme ve devamlı tetikte olma hali bu korku türünün pekişmesine neden olur.

Kan Korkusu
Kan korkusu, kişinin kan gördüğü anda bayılması, ameliyatlardan tiksinmesi, iğnelerden hoşlanmaması olarak tanımlanır. Kişi aynı zamanda kanı çağrıştıracak etmenlerden de kaçınır hatta bir bıçak, bir iğne gördüğü zaman bile bayılabilir ya da bayılacakmış gibi olur.
Kan korkusu geçmişte yaşanan travmalardan da doğabilir. Kişinin küçük yaşlarda kazalara, kayıplara maruz kalması, çok fazla kan görmesi, eline yüzüne kan bulaşması gibi etmenler de bu korkuya sebebiyet verebilmektedir.

Homofobi (Eşcinsel Olma Korkusu)
Güncelleniyor.

Korkuların Tedavisi 
Her ne kadar pek çok korku türü varsa da bunların tedavisindeki yaklaşım birbirine benzer. Gerekli görüldüğünde ilaç tedavisi devreye sokulur. Psikoterapide temel hedef kişinin korktuğu şeyle ilgili artık istese bile korku duyamamasını sağlamaktır. Korkusu olan kişilerle psikoterapide çalışırken, korktukları şeyle ilgili geçmişlerinde olumsuz bir deneyime maruz kaldıklarını görebilmekteyiz. Ancak her zaman bu durum geçerli değildir. Çoğu zaman geçmişte, özellikle çocukluk döneminde, yaşanmış olan her hangi bir travma ileride bir fobi oluşumuyla sonuçlanabilir. Bu durumda, travmatik yaşantının duygusal etkisi ileride belirli bir durumda (asansördeyken, köprüde geçerken, vapurda yolculuk ederken, kapalı bir yerdeyken gibi) aniden ortaya çıkar ve kişi bu durumdan korkmaya başlar. Kişi bu durum esnasında yoğun bir korku yaşadığı için o durumdan korktuğuna inanır ve böylece korku kalıcı bir nitelik sergiler.
Psikoterapide korkularla çalışırken, korkunun kaynağı olan travmalar tespit edilir ve bunlar üstünde çalışılarak korkunun ortadan kalkması sağlanır. Bir insanın geçmişinde hiçbir travmatik neden yoksa, normalde insanların genelinin korkmadığı bir şeye ya da duruma karşı asla korku geliştiremez. Gerçek dışı bir korku varsa bunun mutlaka travmatik bir nedeni vardır. Bu neden pek çok şey olabilir. Psikoterapi sürecinde bu neden ya da nedenleri tespit edip, travmatik etkiyi ortadan kaldırdığımızda korkuların kaybolduğuna şahit oluruz.

dianabol opiniones