Tel: 0282 653 17 27

Facebook Sayfamız

Takıntı Hastalığı

Takıntı Hastalığı (Obsesif Kompulsif Bozukluk)
Takıntı (Saplantı) Hastalığı’nın Tanımı

Takıntı hastalığı tıp dilinde Obsesif Kompülsif Bozukluk olarak tanımlanır. Saplantı hastalığı da denir. Ancak yaygın ismi “Takıntı Hastalığı”dır.

Birçok efsaneye ve esere konu olan takıntı hastalığının en çarpıcı ve meşhur örneği Shakespeare’in Macbeth adlı eserinde hayat bulmuştur. Lady Macbeth’in etkisiyle kocası Macbeth, Kral Duncan’ı öldürür ve Leydi Macbeth’de bir el yıkama hastalığı başlar. Leydi Macbeth, “Arabistan’ın bütün parfümleri getirilse bu elin kirleri temizlenemez” der ve ellerini yıkamaya devam eder.

Takıntılar, insanın aklına istenmeden ve  elinde olmadan gelen rahatsız edici düşüncelerdir. Bu düşünceler geldiği zaman kişide büyük bir sıkıntı oluşur ve kişi bu sıkıntıları ortadan kaldırmak için uygunsuz ve saçma bulduğu halde kendini yapmaktan alıkoyamadığı bazı hareketleri yinelemeye başlar. Bu hareketlere de kompülsiyon (zorlantı) adı verilir. Mesela kirlilik düşünceleri olan kişilerin sık sık ellerini yıkaması kompülsiyona bir örnektir. Bu düşünceler ve eylemler zamanla şiddetini artırır ve kişinin günlük hayatının büyük bir kısmını işgal etmeye başlar. Sonuçta kişinin işlevselliği önemli ölçüde etkilenir.

Toplum içinde takıntı hastalığı yüz kişinin ikisinde veya üçünde görülebilir. Başlangıç yaşı ortalama 20 yaş civarındadır. Hastaların yaklaşık üçte ikisi 25 yaşın altında hastalığa yakalanırken, %15 kadarı da 35 yaş sonrasında bu durumla yüz yüze gelmektedir. Erkeklerde görülme yaşı, kadınlara göre daha küçüktür. Erkeklerde 6-15 yaş arası sıklıkla görülürken, kadınlarda 20-29 yaş arasında daha sık ortaya çıkar. Yapılan çalışmalarda ise, kadınlarda %0.6, erkeklere göre (%0.2) üç kat daha yüksek bir oran bulunmuştur. Sosyo-kültürel faktörlerden de etkilenebilen takıntı hastalığı bekarlarda evlilerden daha fazla görülmektedir. Birinci derece akrabası hasta olanlarda görülme riski daha fazla bulunmuştur.

Takıntı Hastalığının Sebepleri
Son dönem çalışmalar takıntıların geçmişte yaşanmış olan travmatik deneyimler neticesinde oluştuğunu göstermektedir. Travmatik deneyimlerin etkilerinin yarattığı stres uzun dönemler boyunca sürdüğünde stres hormonlarının salgılanması da süreklilik gösterir. Bu durumda, serotonin maddesinin salgılanmasını etkilendiğinden beynin biyokimyasında bozulmalar meydana gelir. Travmatik etkilenme, orta beyinde yer alan limbik sistem içindeki bazı alanlarda kaygı birikmesine neden olarak, kişinin çeşitli konulara takılmadan edemeyecek kadar kaygı fazlalığı yaşamasına yol açar.

Takıntı Türleri

  • Bulaşma (Temizlik) Takıntıları
  • Kuşku Takıntıları
  • Simetri veya Eksiksiz Olma Takıntıları
  • Metafizik veya Dini Takıntılar
  • Hastalık Takıntıları
  • Sayma Takıntıları
  • Cinsellikle İlgili Takıntılar

Bulaşma (temizlik) Takıntıları

En sık görülen takıntı çeşididir. Kişide elinde olmadan kirlenmeyle ve hastalık bulaşmasıyla ilgili bir tehdit algısı oluşur. Yani kişi kendisinin toplumun diğer bireylerinden daha çok mikrop, pislik ve kirle karşılaşma tehlikesinde olduğuna inanmaya başlar. Bu düşüncenin etkisiyle de gereksiz tedbirler alır.

 

Bulaşma korkusuyla el sıkışmaktan, umumi tuvaletleri kullanmaktan, para ve kapı tokmaklarını tutmaktan kaçınır. Bu işlerden birini yaptığı zaman da kendisine mikrop, toz, feçes ya da idrar bulaştığını düşünüp ellerini yıkar. Günde 3-4 saat elini yıkayan, her yıkamaya en az yarım saat ayıran, dışarı çıkıp eve geldikten sonra hemen elbiselerini çıkarıp yıkamaya atan, kendisi de banyoya koşan, banyoya ve tuvalete her girişinde 2-3 saat harcayan bir kişide temizlik saplantısının olduğu düşünülür. Bu kişilerin çok fazla yıkanan yerlerinde, zamanla soyulma, tahriş gibi belirtiler görülür. Takıntı hastalarının %25-50’sinde bulaşma takıntıları görülür.

Kuşku Takıntıları
En sık görülen ikinci takıntı çeşididir. Kişide sürekli bir şeyleri yapıp yapmadığı ile ilgili kuşkular oluşur. Bu kuşkular büyük sıkıntı verir ve kişide aşırı bir kontrol etme davranışı oluşur. Hasta, “Acaba ocağı kapattım mı, kapıyı kilitledim mi, ışığı söndürdüm mü?” gibi kuşkulardan emin olmak için defalarca tüpü, kapıyı, ışığı kontrol eder.
En sık görülen üçüncü çeşit, kompülsiyon olmaksızın zihne yerleşen takıntılardır. Cinsel ve saldırgan bir hareketle ilgili düşünceler zihni durmadan meşgul eder. Kişiler bu durumdan dolayı kendilerini sürekli kınarlar.

Simetri veya Eksiksiz Olma Takıntıları 
Sık görülen saplantı çeşitlerindendir. Kişi yaptığı işin eksiksiz olmasına, evdeki veya masasındaki eşyaların düzgün ve simetrik olmasına hastalık derecesinde dikkat eder. Öyle ki bu simetriyi sağlamak için saatlerce uğraşabilir. Eğer istediği simetriyi ve düzenliliği yerine getiremezse aşırı sıkıntı duyar ve sıkıntılarını gidermek için saatlerce uğraşır. Bu yüzden işlevselliği önemli ölçüde etkilenir. Davet, randevu, iş gibi etkinliklere yetişememe, işleri yetiştirememe gibi sorunlarla çok sık karşılaşır.

Metafizik veya Dini Takıntılar
Ucu bucağı bulunamayan sorularla bir gidiş göstermektedir. Kişinin aklına elinde olmadan metafizik konularla ilgili istemediği düşünceler gelir. Hatta bazı zamanlar Allah’a küfür şeklinde düşünceler oluşabilir. Kişi bunun neticesinde, -hele hele inançlı biri ise- aşırı sıkıntı ve suçluluk, günahkârlık duygusuna kapılır. Duyduğu sıkıntıyı ve suçluluk duygusunu bertaraf etmek için de sesli olarak veya içinden “tövbe tövbe”, “estağfirullah” gibi sözler sarf eder. Bu düşünceler zihnini öyle kuşatır ki günlük işlerini yapmaz, hatta ibadet edemez hale gelir.

Hastalık Takıntıları
Kanser, AIDS gibi hastalıklara yakalanma korkusu gibi düşüncelerin akla geldiği takıntılardır. Kişi bu yüzden tetkikler yaptırır; kötü bir sonuç çıkmadığı halde elinde olmadan hasta olduğu düşüncesini zihninden atamaz. Hastalık düşüncesinin yarattığı sıkıntıyı gidermek için sürekli hastaneye gidip tetkik yaptırır, tetkiklerden bir sonuç çıkmaz, o an için rahatlar ancak düşünce zihninden gitmez. Bu kısır döngü, hep bu şekilde devam eder. Sayma takıntıları; otomobil plakalarını ve evlerin numaralarını okuma, apartmanların kaç kat olduğunu saymayı içeren bir takıntı çeşididir.

Cinsellikle İlgili Takıntılar
Özellikle eşcinsel olma korkusu ile ilgili takıntılar çok görülür. Kişinin aklına istem dışı bir şekilde eşcinsellikle ilgili düşünceler gelir ve zihninde hemcinsle ilişki kurma, cinsel organ görme, hemcinslerin cinsel bölgelerine bakmadan edememe şekillerinde karşımıza çıkar. Bu düşüncelere maruz kalan kişi eşcinsel olduğuna inanır ve bu kişinin büyük bir kaygı ve suçluluk duymasına yol açar. Bu durum eşcinsel olmaktan tamamen farklı bir durumdur.
Çocuklarda, karşı cinsten olan ebeveyn ile ilgili cinsel içerikli düşünceler olabilir. Bu tür düşünceler bir çok çocuğu belirli dönemlerde ziyaret eder. Sorun bu düşüncelerin gelmesinde değil çocuğun bu düşünceler geldiğinde yaşadığı kaygı ve suçluluk duygusunun sürmesi nedeniyle bu duruma takılmasıdır. Çocukların bazılarında bu düşünceler takılma söz konusu olabilmektedir. Birçok çocuk ise takıntı geliştirmeden bu süreci geçer.

Zarar Verme Takıntıları
Özellikle annelerde bebeklerine, çocuklarda ise anne ve babalarına zarar verme ile ilgili düşüncelerin zihinlerine istem dışı gelmesi durumudur. Yeni doğum yapan annelerde doğumdan hemen sonra ya da 1 yıl içinde herhangi bir zamanda ortaya çıkabilir. Bu düşüncelerin yoğun bir biçimde gelmesi annede bebeğine gerçekten zarar vereceğine inanmasına yol açar. Bunun sonucunda da anne müthiş bir kaygı ve suçluluk duygusu yaşar.

Takıntı Hastalığının Tedavisi 
Yapılan çalışmalarda insan beynindeki mutluluk kimyasallarından biri olan serotonin maddesinin seviyesinin ve etkinliğinin azalması sonrasında takıntı hastalığının gelişebildiği tespit edilmiştir. Bu konudaki çalışmalar devam etmektedir, ancak şu an bu verilerden hareketle, serotonin maddesinin etkinliğini artıran ilaçlar tedavide kullanılmaktadır. Son yıllarda yapılan uygulamalara göre, ilaç-elektroşok-manyetik uyarım tedavisine bilişsel ve davranışçı terapi yöntemleri ilave edildiğinde tedavi şansı % 70-80’e çıkmaktadır. Davranışçı tedavilerde de üzerine gitme, dikkati başka yöne çekme, stresle mücadeleyi öğrenme ve “bio-feedback” gibi yöntemler uygulanmaktadır.

Kaygı fazlalığına neden olan travmatik yaşantıların psikoterapide çalışılması sonucunda kişi takıntıya dönüşmüş olan istem dışı olumsuz düşüncelerden rahatsız olmamaya başlar. Rahatsız olmadıkça da akla gelen olumsuz istemsiz düşünce sayısında azalma olur ve takıntı sorunu ortadan kalkar.