Tel: 0282 653 17 27

Facebook Sayfamız

Panik Atak

Panik Bozukluk
Panik bozukluğu bunaltıyla seyreden ve panik ataklarla kendini gösteren bir ruhsal rahatsızlıktır. Panik atak birçok psikolojik rahatsızlıkta görülebilen bir belirtiler yumağıdır. Ancak panik bozukluğunda panik ataklar tablonun hâkimidir.

Panik Atak Nedir?
Mitolojiye göre yarı keçi yarı insan şeklinde bir yaratık olan kırların ve çobanların tanrısı ‘pan’, kırlarda insanların karşısında çıkar, onları korkuturdu. Bu hikâyeden hareketle ‘pan’’ın yarattığı korkuya benzer korku manasında  ‘panik’ kelimesi ortaya çıkmıştır.
İnsanoğlunun tehlike karşısındaki temel iki davranışı vardır: savaşma ya da kaçma. İşte kaçma davranışının bir tezahürü olana panikleme, beynin ‘lokus ceruleus’’ adı verilen bölgesinin aşırı duyarlılığı sonrasında süreklilik arz etmeye başlar ve panik atak dediğimiz tablo ortaya çıkar.
Panik bozukluğun genel nüfusta yaşam boyu yaygınlık oranı %1-2 olarak bildirilmiştir. Kadınlarda erkeklere oranla iki kat daha fazla görülmektedir. Yapılan araştırmalar panik hastalarının %70’inin en az 9-10 defa acile başvurduğunu, anjiyo yapılan hastaların da %57’sinde panik bozukluğu tespit edildiğini ortaya koymuştur.

Panik Atak Belirtileri Nelerdir?
Panik atak belirtileri esasen adrenalin hormonunun aşırı salınması sonrasında ortaya çıkar. Adrenalin salınımı sonrasında:

  • Kalpte hızlanma olur: Kalbin hızı artar. Bazen dakikada 160-200 seviyesini bulduğu olur. Çarpıntı da baş gösterir. Kalbin hızındaki artış bazen göğüs ağrısına sebep olur. Bu yüzden kişiler kalp krizi geçirdiklerini sanırlar.
  • Damarlardaki büzüşmeye ve kalpte hızlanmaya bağlı olarak kan basıncında artış görülür. Yükselip düşen tansiyon, diğer adıyla “oynak tansiyon” tipik bir panik atak belirtisidir.
  • Mide-barsak sisteminde hızlanmaya bağlı ishal ve aşırı gaz görülebilir. Ayrıca mide asidindeki artış yanmaya ve karın ağrılarına sebep olabilir.
  • İdrar yollarındaki ve mesanedeki hızlanma sık idrara çıkmaya yol açar.
  • Kaslardaki aşırı kasılma vücutta ağrılara sebep olur. Bunun sebebi kasılma sonrasında küçük damarlardaki kan akımının engellenmesidir. Bu durum ağrının yanında uyuşma, karıncalanma ve keçeleşme belirtilerine sebep olur. O yüzden panik atak yaşayanlar sıkça başlarındaki, kollarındaki uyuşmalardan ve karıncalanmalardan yakınırlar.
  • Sık ve yüzeysel solunum, nefes darlığı ve hava açlığı oluşur. Bu belirti panik atağın en şiddetli belirtisidir. Gece yataktan uyandırır. Hava açlığıyla uyanan kişi can havliyle camları açar, nefes almaya çalışır, kendini dışarı atar.
  • Ter bezleri aşırı uyarıldığından aşırı terleme olur. Deri ısısı düştüğü için terleme soğuk terleme şeklinde olur.
  • Baş dönmesi ve bulanık görme gözlenir. Bu belirtiler sıklıkla “beyin kanaması” veya “felç” korkusuna yol açar.
  • Bayılacak ve fenalaşacakmış gibi olma

Panik Atağında üç temel korku ön plandadır

  • Ölüm Korkusu
  • Kontrolünü Kaybetme Korkusu
  • Aklını Kaybetme korkusu

Panik Ataklar Beynin Yanlış Alarm Vermesidir
Panik araklar beyindeki korku bölgelerinin aşırı duyarlılığıyla oluşur. O yüzden ikide bir herhangi bir sebep olmadığı halde düğmeye basılır ve yukarıdaki belirtiler ortaya çıkar. O yüzden sürtesi değişkendir. Eğer beyin yanlış alarmı kısa sürede fark ederse 10-15 dakikada sona erer. Ancak çok şiddetli tablolarda gün boyu sürebilen panik ataklara bile rastlanabilmektedir.
İşte panik bozukluğu bu panik ataklarının geleceği korkusuyla kişinin dışarı çıkmaktan, yalnız kalmaktan, evinden uzak yerlere gitmekten, hastanelerin olmadığı yerlerde bulunmaktan kaçınmayla baş gösterir. Yani tablonun özünde panik atak yaşama korkusuyla hayatın kısıtlanması vardır.

Kalp krizi geçiriyorum diye sık sık acile başvurulur
Panik atağı esnasında oluşan kalp krizi ve ölüm korkusu kişinin acillere koşturmasına sebep olur. Belirtiler bir kalp krizini andırdığından sıklıkla kalp elektroları, akciğer filmleri, ekolar çekilir. Birçok tahlil yapılır. Hatta anjiyo bile yapılır. Ancak hiçbir fiziksel bozukluk tespit edilemez. Kişiler doktorlar tarafından çoğunlukla “sende bir şey yok” diye evlerine gönderilirler. Fakat ertesi gün hasta aynı şikayetlerle yine başvurur. Aynı tetkikler tekrarlanır. Bazen ilaveten beyin MR’ı bile çektirilir. Yine bir şey bulunamaz ve bir sakinleştirici yapılıp eve gönderilir. Panik tablosunu bilen bir hekim çıkana ve hastayı bir psikiyatriste yönlendirene kadar bu durum devam eder. Bu şekilde aynı tetkikler onlarca defa tekrar edilmiş hastalara rastlamak mümkündür.

Panik Bozukluğun Nedenleri

Genetik Önemli Bir Etkendir
Panik bozukluğunun nedeninin, beyin hücreleri arasında iletişimi sağlayan maddelerin biyokimyasında görülen düzensizlik olduğu düşünülmektedir. Aile çalışmaları panik bozukluğunun genetik olduğuna ilişkin güçlü kanıtlar ortaya koymuştur. Birinci derecede akrabalarda görülme oranı 4-7 kat daha yüksektir. Araştırmalar genetik faktörlerin önemli bir rol oynadığını göstermekle birlikte, bozukluğun genetik doğası tam olarak çözülememiştir.

Stresli Olaylar
Panik bozukluğu olan hastaların geçmişlerine bakıldığında, pek çok hastada uzun süreli psikososyal stresin varlığı görülmektedir. Bu kişilerin strese karşı aşırı duyarlılıklarının olduğu da bir diğer görüştür. Panik atağın en büyük nedeni yakın ya da uzak dönem önce yaşanmış olan ve korku ve kaygı uyandıran olayların travmatik etkilerinin sürüyor olmasıdır.

  • Yakınlarımızın kaybına şahit olma,
  • Hastane deneyimlerinin çokluğu
  • Cinsel tacize maruz kalmış olmak
  • Boşanma
  • Evlilik dışı ilişki kurma
  • Bir doğal afete maruz kalma gibi hayatta olan ani değişimler, kaygı duygusunda birikmeye yol açarlar ve bu birikme tetiklendiğinde ani ve yoğun bir panik atak karşımıza çıkar.

Yukarıda sayılan nedenlerle birlikte ama aynı zamanda daha farklı bir neden olarak, uzun süre boyunca yoğun bir biçimde strese maruz kalan insanlarda da panik atağı çok görülür. Özellikle bu insanlar yaşadıkları sürekli ve yoğun streslerin etkilerini görmezden geliyorlarsa ve duygularını kontrol etmeyi iyi beceriyorlarsa ani panik atakları yaşama ihtimalleri oldukça yüksektir.

Alkol ve Madde Kötüye Kullanımı
Yoğun alkol kullanımı beyni yıpratarak panik bozukluğuna sebep olabilmektedir. Kokain, esrar, ekstazi gibi uyuşturucu maddeler panik atak sebebidirler.

Panik bozukluğuna başka ruhsal bozukluklar da eklenebilir.
Kişinin hayatının kısıtlanması kişiyi depresyona götürebilir. Ortaya çıkan bunaltıyı bastırmak ve azaltmak için alkol kötüye kullanımı söz konusu olabilir. Bu yüzden panik bozukluğu hastaları tedavi edilmediğinde sıklıkla alkol ve madde bağımlılığına yol açabilir.

Tedavisi ve EMDR

Panik Bozukluğu psikiyatrinin en kolay tedavi edilebilen rahatsızlıklarındandır. İyi tedaviyle iyileşme şansı neredeyse % 100’ dür. İlaç tedavisi olmazsa olmazdır. Beraberinde tedavi sonrasında tekrarlamaların olmaması için psikoterapiye başlanmalıdır. Panik bozukluğun tedavisinde stres kontrolünün sağlanması önemli bir aşamadır. EFT yöntemi,  bedenin beyinle irtibatı olan noktalarını aktive etmek suretiyle endorfin gibi stresi azaltan hormonların salgılanmasını sağlayan bu sayede kaygı belirtilerini ortadan kaldıran bir sistemdir. Neurobiofeedback tekniği ise (beyin dalgalarını görerek stresini kontrol etmeyi öğrenme) stresin beyinsel ve bedensel belirtilerini kontrol etmeyi kişiye öğreten bir sistemdir. Buna ek olarak düzenli beslenmeli, nefes egzersizleri yapmalı, kafein, sigara, alkol ve uyuşturucu gibi paniği tetikleyen, hatta paniğe sebep olan maddelerden sakınılmalıdır.

EMDR Panik Bozukluk tedavisinde oldukça kısa zamanda sonuç alınan bir yöntemdir. Panik ataklara yol açan kaygı fazlalığına neden olan faktörler belirlenip bunlar üzerinde duyarsızlaşma yapılır. Aynı zamanda panik atakların kendisi de yoğun korku yarattığı ve travmatik etki bıraktığı için geçmiş ataklar da çalışılır. Psikoterapi sonunda kişi panik atakları yaşayamaz duruma gelir. Başka yöntemlerle karşılaştırıldığında EMDR yöntemi ile çok daha kısa sürede ve çok daha etkili çözümler elde etmekteyiz. Bu yöntemle çalışıldığında panik atağın tekrar nüksetmesi durumu neredeyse hiç olmamaktadır.

Panik bozuklukta en büyük sorunlardan biri kişinin bu durumun psikolojik kaynağı olan bir durum olduğunu fark etmemesi, uygun müdahale yöntemleri bir an önce devreye sokulmadığından tekrarlayan panik ataklar yaşamaya açık hale gelmesidir. İlaç tedavisi ya da psikoterapi ile hemen müdahale edilmediğinde kişi yeni panik ataklar yaşar. Panik atak deneyimleri öyle korkutucu olabilir ki kişi kontrolünü kaybedeceğini ve öleceğini sanabilir. Böyle olduğunda yaşanan ilk ya da en şiddetli panik ataklar travmatik bir etki yaratır. Öleceğine inanan bir insanın deneyimi oldukça büyük bir travmatik etki oluşturur. İlk panik atak olduktan sonra, diğer panik ataklar olmadan önce profesyonel bir yardım alınırsa panik bozukluğa dönüşme riski son derece azalır.